Cinsel Yönelim Terimler Sözlüğü

Sapyoseksüel Ne Demek?

Sapyoseksüellik, bir insana cinsel ya da romantik anlamda çekim duymanın temelinde zekâya duyulan ilginin yer aldığı bir yönelimdir. Buradaki zekâ; matematik olimpiyatı kazanmak, ansiklopedik bilgiye sahip olmak ya da akademik başarı göstermekten çok, kişinin düşünme biçimi, entelektüel derinliği, ifade tarzı ve zihinsel uyum hissi ile ilgilidir.

Bazı insanlar için çekimi başlatan şey dış görünüş olabilirken, sapyoseksüel bireylerde bu kıvılcımı genellikle bir düşünce, bir cümle, bir sohbet tarzı ya da özgün bir bakış açısı oluşturur. Yani çekim, fiziksel özelliklerden çok daha önce zihinsel bir bağlantı ile başlar. Sapyoseksüellikte asıl belirleyici unsur, kişinin karşı tarafın zihinsel dünyasına duyduğu hayranlık ve o düşünce akışıyla kurduğu uyumdur.

Sapyoseksüel Nedir?

Sapyoseksüel, zekâya ve düşünsel uyuma karşı özel bir çekim hisseden kişiyi ifade eder. Bu kişiler için biriyle aynı frekansı yakalamak, sohbet sırasında akışa kapılmak ve karşı tarafın düşünme biçimini merak etmek, fiziksel çekimden önce gelir. Çoğu sapyoseksüel birey için fiziksel görünüş ikinci hatta üçüncü planda kalabilir; asıl kıvılcımı ateşleyen şey, karşı tarafın zihinsel dünyasıdır.

Birinin aklını, düşünce tarzını veya ifade biçimini ilgi çekici bulduklarında o kişiye karşı cinsel ve romantik olarak daha fazla açıldıklarını fark ederler. Bu nedenle sapyoseksüellik, hem duygusal hem de zihinsel yakınlığın birleştiği, zihinsel uyumun çekimi belirlediği bir yönelim olarak düşünülebilir.

Sapyoseksüel Belirtileri Nelerdir?

Sapyoseksüellik tıbbi bir tanı olmadığı için “belirti” kelimesi teknik anlamda kullanılmaz; ancak günlük hayatta sık görülen bazı davranış ve eğilimler sapyoseksüel yönelimi anlamaya yardımcı olabilir:

İlginin sohbetle başlaması: Birine duyulan çekimin çoğunlukla konuşma, fikir alışverişi ve düşünsel uyum üzerinden gelişmesi.
Zekâ ve merakın çekici gelmesi: Analitik düşünme, merak duygusu, entelektüel ifade tarzı ve zihinsel çevikliğin fiziksel özelliklerden daha fazla ilgiyi tetiklemesi.
Derin konuşmalarla artan çekim: Anlamlı sohbetlerde, karşı tarafın bakış açısını duydukça cinsel ve romantik çekimin güçlenmesi.
Sohbet yoksa ilginin azalması: “Fiziksel olarak çok çekici ama konuşacak bir şey yoksa ilgim de kayboluyor” hissinin sık yaşanması.
Düşünce biçimine odaklanma: Birinin olaylara yaklaşımını, kelime seçimlerini, mantık yürütme tarzını uzun süre zihinde taşıma ve bunlara özel bir ilgi duyma.
Mantık, yaratıcılık ve kültürel birikimin etkili olması: Çekimin, karşı tarafın zihin yapısı, yaratıcılığı veya kültürel birikimi tarafından şekillenmesi.
Zihinsel akışa hayranlık duyma: Ses, duruş veya fiziksel detaylardan ziyade kişinin cümlelerinin ardındaki düşünce akışının daha cazip gelmesi.

Sapyoseksüel bireyler için ilişkide büyümeyi sağlayan temel unsur beden değil, zihinsel uyum ve düşünsel bağdır. Bu uyum oluştuğunda fiziksel çekim de çoğu zaman kendiliğinden güçlenir.

Sapyoseksüel Kadın – Kısa Vaka Örneği

27 yaşındaki bir kadın, dış görünüşten çok zihinsel uyuma çekildiğini fark eder. Bir erkeğe ancak sohbet derinleştikçe, düşünme biçimini ilgi çekici buldukça romantik olarak ilgi duyar. “Zekâsı beni etkiliyor” hissi, yönelimini sapyoseksüel olarak tanımlamasına neden olur.

Sapyoseksüel Erkek – Kısa Vaka Örneği

30 yaşındaki bir erkek, kadınlara karşı çekimin genellikle entelektüel sohbetler sırasında oluştuğunu belirtir. Fiziksel çekim ikinci plandadır; asıl kıvılcım karşı tarafın düşünce tarzında ortaya çıkar. Bu deneyim, kendisini sapyoseksüel olarak görmesine yol açar.

Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız

Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız Şema Terapi başta olmak üzere BDT ve EMDR tekniklerini akredite kurumlardan aldığı eğitimler ve süpervizyon süreçleri ile uluslararası düzeyde uygulamaktadır. Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümünü Yüksek Onur Öğrencisi derecesi ile mezun olmuştur. Uzmanlık eğitimine Haliç Üniversitesi Klinik Psikoloji Master Programı’nda Başarı Burslu olarak başlayarak dereceyle bitirmiştir. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanelerinde Türkiye’nin en köklü iki hastanesinde klinik çalışmalarda bulunarak çalışmıştır.