Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozukluğu olarak tanımlanan psikolojik bir rahatsızlıktır. Günlük hayatı ve temel yaşam fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyen takıntılar, OKB hastalığının bulgularıdır. Aşırı titizlik ya da tam tersi dağınıklık gibi ekstrem belirtilerle kendini gösterebilen OKB, kişiden kişiye değişen farklı etkileri beraberinde getirir.
Çok fazla takıntılı ve tekrarlayan kaygılı düşünceler, OKB sonrası oluşan ruhsal sıkıntıların başında gelir. Yaşam kalitesini düşüren ve sosyal hayattan soyutlanmaya sebep olabilen obsesif kompulsif bozukluk sendromu hakkında merak edilen tüm detaylar için yazımızın devamını inceleyebilirsiniz.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Çeşitleri Nelerdir?
OKB sendromunun çeşitleri, fiziksel ve zihinsel olarak iki ana başlık altında ele alınır. Fiziksel etkenlerin başında temizlik hastalığı, asimetri ve sayı obsesyonu gibi etkenler öne çıkar. Zihinsel OKB sendromlarında ise takıntılı ruh hâli, düşünsel bozukluklar ve kaygı gibi durumlarla karşılaşmak mümkündür. Obsesif kompulsif bozukluk türlerini başlıklar altında tüm detaylarıyla değerlendirmek gerekir.

Temizlik Takıntısı ve Kirlenme Korkusu
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu hastalarında en sık karşılaşılan durum temizlik takıntısı ve kirlenme korkusudur. Mikroplara, virüslere ve bulaşıcı hastalıklara karşı aşırı hassasiyet geliştiren OKB hastaları, insanların yoğun olduğu ortamlardan kaçınır. Özellikle yaşam alanlarına karşı titiz olan OKB hastaları, misafir ağırlamaktan pek hoşlanmazlar.
Evlerinin ve iş alanlarının kirleneceğinden korkan OKB hastalarında kontrol edilemeyen bir temizlik yapma hissi ortaya çıkar. Hastaların sürekli el ve yüz yıkaması, gün içinde sayısız kez duş alma isteği, OKB takıntıları arasındadır. Kapı kolları, umumî alanlar, asansör düğmeleri ve diğer tüm yüzeylere dokunamama, eşyaları sürekli dezenfekte etme ve kontrolsüz deterjan kullanımı, OKB ataklarının sonucudur.
Kontrol Bozukluğu ve Sakınma İçgüdüsü
Obsesif kompulsif bozukluk hastalarında kontrol takıntısı gelişirse psikolojik baskı ve kaygı ortaya çıkar. Kişilerde kendine ve bir başkasına zarar verme duygusu gözlemlenir. Dışarı çıktığı her an bir kazaya karışma korkusuyla yaşayan OKB hastaları, sosyal hayata karışmaktan çekinir. Kapı ve pencere kilitlerini tekrar tekrar kontrol etme, elektrikli cihazları açık bırakma korkusu gibi panik durumlar, OKB kontrol bozukluğu kapsamında değerlendirilir.
Bir eylemden önce tüm detayları düşünme ve olaya karşı aşırı kaygı geliştirme hastaların paniklemesine yol açar. Ütünün fişte olup olmadığını hatırlamama ve tekrar tekrar bakma kaygısı, hastaları zor duruma sokar. Bu düşüncelerle baş edemeyen hastaların dışarı çıkarken ütüleri de yanında götürdüğü vakalar mevcuttur.
Simetri Takıntısı ve Sayı Sayma Obsesyonu
Hastaların belli sayı ve renklere karşı aşırı takıntı geliştirmesi sonucu ortaya çıkan durumdur. Simetri problemi yaşayan obsesif kompulsif bozukluk hastaları, eşyaların düzenine ve duruşuna karşı hassasiyet geliştirir. Eşyanın rengi, boyutları ve sayısı gibi kriterlere önem veren OKB hastaları, düzeni bozulduğu zaman normalden daha fazla tepki verir.
Gün içinde bazı hareketleri belli sayıda tekrar etme ihtiyacı, OKB sendromunda sıkça karşılaşılan durumlar arasındadır. Cisimlerin hepsinin simetrik şekilde durması olası yamukluklara karşı aşırı tepki gösterme ve sürekli kontrol etme dürtüsü, hastalığın diğer etkenlerindendir.
Düşünsel Bozukluklar
Düşüncelerde kötüye evrilen obsesyonların gelişmesi obsesif kompulsif kişilik bozukluk sendromunun sonuçları arasındadır. Zihinde sürekli dönen ve unutulamayan imgelerin tekrar etmesi, kötü düşüncelere yol açar. Ortaya çıkan belirtilerin arasında cinsellik, şiddet ve toplum normlarına aykırı fikirleri içeren düşünceler ön plandadır. Hastalar zihninde tekrar eden bu düşünceleri kontrol etmekte güçlük çeker. Zihinden geçen olumsuz fikirleri sebebiyle OKB hastaları suçluluk psikolojisine bürünür.

Eşya ve Çöp Biriktirme
OKB hastalarında bazı eşyaları hemen çöpe atma ya da tam tersi uzun süre saklama gibi ucu açık yan etkiler ortaya çıkar. Çöpleri, plastik kapları, kıyafetleri ya da farklı bir nesneyi atamama sorunu, yaşam alanlarında büyük problemlere sebep olur. Eskiye olan bağımlılığın devam hâli şeklinde değerlendirilebilen bu durum, evde bulunan diğer bireylerin de yaşam kalitesini düşürür. Eşya biriktirme takıntısı, OKB hastalığının en büyük belirtileri arasındadır.
Zihinsel Karmaşa Durumu
Zihinsel kompulsiyonu tetikleyen OKB sendromu, hastaların belli bir fikre karşı aşırı takıntı geliştirmesine sebep olur. Sabit veya çoklu düşünceler takıntılı şekilde devam ederken hastaların belli başlı sözleri ve duaları da dilinden düşürmediği görülür. Sayı sayma, harfleri belirli bir sırayla tekrar etme gibi takıntılı durumlar, hastaların günlük yaşamını olumsuz etkiler.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedenleri Nelerdir?
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, çevresel ve genetik fonksiyonlara bağlı olarak gelişebilen bir hastalıktır. OKB hastalarına teşhis konmadan önce ailesel, çevresel, sosyal, ruhsal, genetik ve biyolojik faktörlerin tamamı incelenir. Tüm hastalarda aynı sebeplere bağlı olarak OKB sendromu gelişmez. Yaşanılan olaylar ve genel hayat şartlarına göre OKB hastalığının seviyesi ve çeşitleri farklılık gösterir. OKB hastalığını tetikleyen etkenleri birkaç başlıkta incelemek gerekir.
Genetik Faktörler
Aile geçmişinde obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ve benzer anksiyete problemleri bulunan bireyler, hastalığa daha yatkındır. Özellikle OKB gibi çoklu kişilik bozukluklarının beynin nörolojik yapısıyla doğrudan bağı vardır. Beyindeki serotonin dengesi ve nörotransimetter yapısının genetik faktörlerle bozulması hastalığın kolayca tetiklenmesine yol açar. Serotonin dengesi kişilerin ruh hâlini ve davranışlarını etkileyen kimyasal yapısıdır. Yapılan araştırmalarda OKB hastalarının aile öyküsünde bu tarz kimyasal dengesizliklere ve nörolojik bozukluklara rastlanmıştır.
Biyolojik ve Psikolojik Etkenler
Çoklu kişilik bozukluğu, panik atak, şizofreni, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, anoreksiya nervoza ve bulimia gibi hastalıklar, kişilerde OKB oluşumunu tetikler. Farklı psikolojik sorunların tedavi edilmemesi sonucunda hastalarda kişilik bozukluğu ve dengesizlik gibi semptomlar ortaya çıkar.
Major depresif bozukluğu ve akut depresyon ile sosyal kaygı bozukluğu gibi durumlar, bireyleri OKB sendromuna sürükler. Psikolojik etkilerin yanı sıra streptokok bakterisine bağlı olarak gelişen boğaz ve cilt enfeksiyonu, hastanın ruh hâlini etkileyen sonuçlar doğurur. PANDAS hastalığı olarak tanımlanan bu biyolojik durumda streptokok bakterisi doğrudan nöropsikiyatrik sendromları etkileyerek OKB hastalığına yol açar.
Çevresel Sebepler
İnsanların yaşam kalitesi, ortamı ve sosyal çevresi gibi birçok faktör, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu sendromunun tetikleyicisi sayılır. Çevresel etkenler dikkate alındığında çocukluğun geçtiği ortam, yaşanan travmalar, kazalar ve aile yapısı gibi detaylar, beyinde belli başlı noktaların zarar görmesine sebep olur.
Kişilerin ağır baskı ve stres altında yaşaması, kaygılı bir ortamda çalışması ya da çocukluktan itibaren sevgisiz büyümesi gibi durumlar, OKB hastalığının ortaya çıkma ihtimalini artırır.
Fiziksel ve psikolojik tacizler, aile içi ensest ilişkiler, atlatılan ağır hastalıklar, çok sevilen birinin vefat etmesi veya yaşam şartlarının tamamen değişmesi gibi durumlarda OKB sendromu tetiklenir. Özellikle genetik ve biyolojik açıdan OKB sendromunu kalıtsal olarak taşıyan kişilerde hastalığın oluşma ihtimali daha fazladır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Belirtileri Nelerdir?
Obsesif kompulsif bozukluk hastalığının en yaygın belirtisi kaygı, takıntı ve şüpheci yaklaşımlardır. Hastalarda farklı şekillerde kendini gösteren OKB belirtileri şu şekildedir:
- OKB sendromuna yakalanan insanlarda güven eksikliği ve her şeye karşı kuşkulu yaklaşım gözlemlenir.
- Hastalar düzene ve kusursuzluğa karşı aşırı takıntı geliştirir. Simetri sorunu ve dengesiz şeylere karşı hassasiyet OKB belirtilerinin başında gelir.
- Kötü düşüncelerden korkma ve fikirleri sebebiyle günaha girme korkusu hastaların peşini bırakmaz.
- Hastalar, sosyal hayatta ayıp karşılanacak bir hareket yapma ve rezil olma korkusuyla insan içine karışmaktan çekinir.
- OKB hastası başka canlılara zarar vermekten korkar ve yalnızlaşmaya başlar.
- Çevreden her an mikrop ve pislik bulaşma korkusu OKB’de çok yaygındır. Temizlik takıntısı ve aşırı titizlik problemi OKB’nin en büyük belirtisidir.
Obsesif kompulsif bozukluk probleminin hastalarda geliştirdiği davranış sorunları aşağıdaki gibidir:
- Kapı tokmağı, pencere kulbu ve merdiven demirlerini tutmaktan kaçınma
- Kimseye sarılmama ve tokalaşmama
- Ellerin sürekli yıkanması
- Ağır kimyasal ve deterjanların kontrolsüz şekilde kullanımı
- Sürekli duş alma
- Dışarı çıkmaktan korkma
- Araç kullanmaktan kaçınma
- Değersiz ve eski eşyaları biriktirme
- Hiçbir şeyi çöpe atamama
- Günlük işleri hep aynı sırada ve belirli sayıda yapma
- Sosyallikten kaçınma
- Misafir kabul etmeme ve başkasının evine gitmeme
- Sürekli aynı cümle ve sözleri tekrar etme
- Düzenin bozulduğu durumlarda sinirleri kontrol edememe
- Yiyecekleri hep aynı düzen ve sırada tüketme
- Eşyaların yerini değiştirmeme
- Kapı kilidi, ütünün fişi ve ocak gibi noktaları sürekli kontrol etme
- Takıntılı şekilde sayı sayma ve kendi kendine konuşma
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Tedavisi
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, hastaların durumuna göre ilaç kullanımı ve psikoterapi ile tedavi edilir. Okb tedavisi kapsamında her iki yöntemin eşzamanlı uygulanması iyileşme sürecini hızlandırır. Uzun soluklu ve destekleyici bir süreci barındıran OKB tedavi yöntemlerini iki ayrı başlık altında incelemek gerekir.
Bilişsel Davranışsal Terapi
Psikoterapi ile hayata geçirilen bilişsel davranışsal tedavi programı (BDT), hastaların obsesif düşüncelerini ve kompulsif hareketlerini kontrol altına alır. OKB hastalarının olaylara ve duygulara karşı verdiği tepkileri yeniden düzenlemeyi hedefleyen BDT, kriz anlarını yönetmeyi öğretir.
Özellikle OKB sonucu ortaya çıkan takıntılar, deneme yanılma yöntemiyle bir bir ortaya çıkarılır. Hastaların günlük yaşamında saplantı hâline getirdiği olayları uzman kontrolünde canlandırmak için maruz bırakma ve yanıt önleme (ERP) uygulamaları hayata geçirilir.
Temizlik takıntısı ve kirlenme korkusu yaşayan hastalar, kademeli şekilde pis ortamlara maruz bırakılır. Hastaların kirlenmeye karşı hemen ellerini yıkamak istemesi engellenerek temizlik takıntısının kontrol altında tutulması sağlanır.
Yavaş ve sistemli bir şekilde uygulanan maruz bırakma tedavisinin ardından OKB hastalarının geçirdiği ataklarda hafiflemeler gözlemlenir. Hastaların devamlı stres ve kaygı bozukluğu yaşamasını engelleyen bilişsel davranışsal terapi programı, seanslara bölünerek devam ettirilir.
İlaçlı Tedavi Programı
Obsesif kompulsif bozukluk kapsamında hastalara antidepresan içerikli ilaçlar verilir. Serotonin geri alım inhibitörlerini kontrol eden ve trisiklik içerikli antidepresan ilaçlar kullanılarak OKB atakları ciddi oranda azaltılır. OKB hastalığının ortaya çıkardığı panik ve kaygılı durumları gidermek için antidepresan ilaçlarıyla beynin kimyasal yapısı yeniden düzenlenir.
Uzmanlar tarafından OKB sendromunun seviyesine göre uygun ilaçlar reçete edilir. Uzun soluklu bir tedavi süreci işlediğinden ilaçların düzenli şekilde kullanılması ve belli aralıklarla kontrollere gidilmesi gerekir. Psikiyatri ve psikolog kontrolünde uygulanan obsesif kompulsif bozukluk ilaç tedavisi ihtiyaca göre daha erken ya da geç sürede tamamlanır.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Nasıl Geçer ?
Obsesif kompulsif bozukluk hastalığının iyileşmesi için kişilerin yaşam standartlarını yeniden düzenlemesi gerekir. İlaçlı tedavi ve psikoterapi süreciyle kontrol altına alınabilen obsesif kompulsif bozukluk, hastaların sosyal ve özel hayatını doğrudan etkiler. Günlük alışkanlıklar, kültürel normlar ve diğer etkenlere bağlı olarak hastalığın iyileşme oranı değişiklik gösterir.
Okb hastalığı ile mücadele eden kişilerin takıntılı düşüncelerden kurtulmak için farklı sosyal alışkanlıklar edinmesi gerekir. Spor ve egzersiz rutini oluşturmak, yürüyüşe çıkmak, arkadaş çevresi edinmek, sağlıklı beslenme alışkanlığı ve düzenli uyku gibi detaylar, OKB tedavisinin başarısını yükseltir.
Uzmanların kontrolünde uygulanan psikoterapi ve ilaç kullanımı süreci, yaşam şartlarının iyileştirilmesi ile desteklenir. Tedavi programının hastalar üzerindeki etkisi yakından takip edilerek reçete edilen ilaçlarda güncelleme yapılabilir. Tamamen kişiye özgü bir tedavi programıyla takip edilen OKB sendromu, hastaların yüksek motivasyonu ile iyileşmeye açıktır.
OKB ile Başa Çıkma Yöntemleri
Obsesif kompulsif bozukluk sendromuyla baş etmek isteyen hastaların düşüncelerini ve hareketlerini kontrol etmeyi öğrenmesi gerekir. Hastaların takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlarını ortadan kaldırmak için tecrübe edilmiş bazı noktalar aşağıdaki gibidir:
- OKB sebebiyle gelişen takıntılı düşünceleri yok saymak yerine varlıklarını kabullenmek ilk adımdır. Takıntı anlarında süreci sakince yöneterek tetiklenen duygulara karşı sabırla dirayet göstermek ve yönetilir hâle getirmek gerekir.
- Bilişsel davranışsal terapi kapsamında uygulanan maruz bırakma ve önleme tekniği günlük hayata kademeli şekilde dâhil edilir. Hastaları rahatsız eden durumların üzerine gidilerek etkisini azaltmak tedaviyi hızlandırır.
- Bilişsel davranışsal terapide öğretilen yöntemleri kullanarak zihindeki düşüncelerin doğru mu yanlış mı olduğunu ayırt edebilmek ve olaylara daha gerçek bir çerçeveden bakmak gerekir.
- Stres ve panik anlarında nefes egzersizlerini kullanarak atakları kontrol etmek mümkündür.
- Profesyonel destek alarak OKB ataklarının sonuçlarıyla tek seferde değil yavaş yavaş mücadele etmek gerekir. Tedavide hedeflerin küçük tutulması ve her seferinde biraz daha ileri gidilmesi etkiyi artırır.
- Zihni meşgul eden düşünce ve kaygıları bir deftere yazmak zihnin berraklaşmasını ve rahatlamasını sağlar.
- Uyku düzenine ve yaşam kalitesine dikkat ederek hastalığın etkileri minimum seviyeye indirilir.
İlerlemiş OKB Hastalığı Nedir?
İlerlemiş obsesif kompulsif bozukluk, takıntılı ve istem dışı düşüncelerin kişinin zihnini ele geçirmesidir. Başlangıç evresinde bir veya birkaç belirtiyle kendini gösteren OKB, ağırlaşması durumunda çok sayıda kaygı bozukluğunu tetikler.
Psikoterapi ve ilaç tedavisiyle kontrol altına alınmayan obsesif kompulsif bozukluk sonrasında hastaların sanrıları ve atakları giderek artar. Sosyal hayattan tamamen kopan OKB hastaları, takıntılı ve tekrarlayan davranışlarını kontrol etmekte güçlük yaşar. İlerlemiş OKB sendromunun gelişmemesi için erken teşhis alınması ve uzman kontrolünde tedaviye devam edilmesi gerekir.
OKB ve Günlük Yaşam Üzerindeki Etkileri
Obsesif kompulsif bozukluk, kişilerin günlük rutinlerini ve sosyal hayatını derinden etkileyen ciddi bir hastalıktır. Obsesif düşünce ve kompulsif davranışlara karşı direnç gösteremeyen hastalar, sosyal, iş ve aile hayatlarında zor bir süreçten geçer. OKB sonrası hastaların günlük yaşamına olan etkileri iki ayrı başlıkta incelemek gerekir.
OKB Sonrası İş Hayatı
Obsesif kompulsif bozukluk sorunuyla mücadele eden hastalar, yüksek derecede odaklanma problemi yaşar. Özellikle masa başı ve dikkat gerektiren işlerde çalışan kişiler, OKB sebebiyle başarısızlık riskiyle karşı karşıya kalır. OKB ataklarında ortaya çıkan takıntılı davranış ve düşünceler, kişilerin işlerine odaklanmasını engeller.
Çalışmalarda istenen detayların yapılıp yapılmadığı, kapının kilitlenip kilitlenmediği gibi birçok noktada hastalar ikileme düşer. Yapılan her işi tekrar tekrar kontrol etme isteği, çalışmaların hızını azaltarak aksamalara yol açar.
OKB ve Aile Hayatı
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu yaşayan hastalar, takıntılı davranışları sebebiyle aile üyeleri tarafından anlaşılmayabilir. Özellikle kişinin teşhis almaması durumunda hastaların titiz ve inatçı hareketleri aile ilişkilerini olumsuz etkiler.
OKB’nin Sosyal Hayat Üzerindeki Etkileri
Sosyal hayatında zorluk yaşayan obsesif kompulsif kişilik bozukluğu hastaları, kalabalık ortamlarda düşünce ve davranışlarını kontrol etmekte güçlük çeker. Hijyenik olmayan, çok fazla yabancı kişinin bir araya geldiği ve kompulsif hassasiyetlere ters düşen durumlarda hastalar ataklarla karşılaşır. Zamanla daha da tetiklenen obsesif kompulsif bozukluk atakları sebebiyle hastalar sosyal çevresinden uzaklaşmaya başlar.
Aile ve arkadaş çevresine dâhil olamama, etkinliklerden uzak kalma ve davetlere gidememe gibi durumlar, sosyal hayatın bitmesine sebep olur. Dışarıda her an bir kaza yaşayacağına inanan ve temizliğe karşı aşırı hassasiyet gösteren OKB hastaları, sosyal izolasyon sorunuyla baş başa kalır. OKB teşhisi alan kişiler gerekli psikoterapi ve ilaç tedavilerini görmezse yalnızlaşmaya bağlı depresyon riskiyle karşı karşıyadır.
OKB ve Anksiyete Arasındaki İlişki
Obsesif kompulsif bozukluk teşhisi alan hastalarda anksiyete ataklarına benzer kaygılı davranışlar gözlemlenir. OKB hastalarının belirli bir konu ve fikre karşı tehditkâr algıya kapılması strese bağlı panik davranışlara sebep olur. Anksiyetede ortaya çıkan stres ve kaygı bozuklukları OKB hastalarında da benzer şekilde dışarı yansır. Ancak obsesif kompulsif bozukluk yaşayan bir kişi sadece belirli durumlarda tehlike hissine kapılır.
Bir örnekle açıklamak gerekirse obsesif kompulsif bozukluk yaşayan hastalar mikrop ve virüsleri bir tehdit olarak görür. Kirlenmeye karşı ağır tepkiler gösterebilen OKB hastaları her an temizlik yapma ihtiyacı duyar. Pis ve mikroplu olduğuna inandıkları ortamlarda, OKB hastaları kaygılı davranışlar sergiler.
Anksiyete ise belirli durum ve olaylarda değil her an her şeye karşı panik davranışlar sergileme hâlidir. Hastaların neye karşı hassasiyet göstereceği ve nasıl bir tepki vereceği tahmin edilemez. Panik, sinirli ve korku dolu davranışlara yol açan anksiyete, hastaların dengesiz bir ruh hâline bürünme sebebidir. OKB ile anksiyete bozukluğu birbirine benzese de temelde atakları tetikleyen durumlar, iki hastalığı birbirinden ayırır.
OKB Yenenler Nelere Dikkat Etmelidir?
OKB tedavisi sonrası ataklardan kurtulan hastaların belirli bir süre daha ilaç kullanmaya devam etmesi gerekir. Ortalama 3-4 aylık süreçte etkisini göstermeye başlayan antidepresan içerikli ilaçlar, OKB ataklarının büyük ölçüde azalmasını sağlar. Düzenli kullanımın ardından obsesif kompulsif bozukluk belirtileri azalsa da iyileşme olduğu an ilacı bırakmak geriye dönük atakları tetikler.
Uzman takibinde ve doğru dozda kullanılan ilaçların kontrollü bir şekilde azaltılarak bırakılması gerekir. Hastalar aynı süreçte bilişsel ve davranışsal terapiyi aksatmadan almak durumundadır. Terapi esnasında uzmanlar tarafından kontrollü bir şekilde maruz bırakma ve üstüne gitme yöntemleri hayata geçirilir. Hastalığı tetikleyerek kompulsif davranışlara yol açan etkenlerden korkmamak ve iyileşme döneminde de bu korkuların üstüne gitmek gerekir.
OKB için Hangi Uzmana Gidilir?
Obsesif kompulsif bozukluk hastalığının teşhisi ve tedavisi için psikiyatri uzmanları ile görüşülür. Kişinin tüm şikayetlerini dinleyen psikiyatri uzmanı belli başlı testleri uygulayarak hastalığın tanısını koyar. Tedavi için uygulanacak adımlar, ilaçların dozu, içeriği ve psikoterapi süreciyle alakalı tüm detaylar, psikiyatri uzmanı tarafından belirlenir.

İstanbul OKB Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız
Obsesif kompulsif bozukluk tedavisi kapsamında Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız, hastalarının tedavi ve iyileşme sürecini yakından takip eder. Bireysel psikoterapi alanında master yapan Onur Cansız, OKB ataklarının sebeplerini tüm etkenleriyle inceler. Sadece İstanbul ile sınırlı kalmayan uzmanımız, online terapi desteğiyle mesafe gözetmeden tüm hastalarıyla iletişim hâlindedir. OKB teşhisi ve tedavi süreci hakkında daha fazla bilgi edinmek için online randevu sistemi üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Atak anında takıntılı hareketlerini tekrarlayan OKB hastalarına baskı kurmadan yaklaşmak ve sakinleşmesi için sabırla beklemek gerekir.
OKB her 100 kişiden ikisinde görülebilen yaygın bir hastalıktır.
OKB Hangi Yaşlarda Başlar ve Kimlerde Daha Sık Görülür?;OKB ergenliğin başlangıcı sayılan 9-12 yaş ve gençlik dönemi olan 20-30 yaş aralığında yaygın şekilde gözlemlenir. Kadınlarda OKB teşhisi erkeklere kıyasla daha fazladır.
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olarak adlandırılan durum, ruh hâlinin sürekli değişmesine ve kontrolü mümkün olmayan takıntıların gelişme yol açan psikolojik bir hastalıktır.
Obsesif kompulsif bozukluk sendromunun tedavi olmadan iyileşmesi mümkün değildir. Tedavi ertelendikçe hastalığın etkileri giderek artar.
OKB kendi kendine geçen bir hastalık değildir. Bilişsel davranışçı terapi ve ilaç tedavisi uygulanmazsa hastalık daha da ilerler.
OKB ataklarının süresi bazen tüm gün bazen de birkaç saat olacak şekilde hastadan hastaya değişiklik gösterir.